Antalya Havalimanı'ndan Side Antik Kenti transfer
Side Antik Kenti, kapısından girip çıktığınız çevrili bir ören yeri değil; kasabanın kendisi. Yarımadanın ucunda Apollon Tapınağı'nın ayağa kaldırılmış sütunları açık denize bakar; kara tarafındaki girişte Roma tiyatrosu ve agora durur, ikisinin arasında sütunlu cadde dükkânların ve lokantaların önünden geçer. Kalıntılar, liman ve plaj tek bir yürüyüşün içinde kalır; bu yüzden bir saat diye çıkılan gezi çoğu zaman üç saate döner. Sezonda antik merkez araç trafiğine kapalı olduğu için her ziyaret, yarımadanın girişindeki otoparklardan itibaren yürüyerek yapılır.
Buraya gelenlerin çoğu havalimanından değil otelinden çıkar. Kumköy, Evrenseki, Çolaklı, Titreyengöl ve Sorgun'dan yol 10-15 dakika; Manavgat'tan kuzeyden inerken de aşağı yukarı aynı. Belek ve Kadriye batıda yarım saat, Alanya doğuda D400 üzerinden yaklaşık bir saat, Antalya ile Lara da bir saat kadar uzakta. Kemer'den gelmek için Antalya'yı dolanmak gerekir: Tek yön iki saate yakın, bir ikindi için fazla. Tur otobüsü sizi günün ortasında sabit bir saat dilimine yerleştirir; kendi aracınız tapınağı gün batımında, dönüşü de yemek bittiğinde bırakır.
Havalimanından doğrudan antik kente gitmek işler: Antalya Havalimanı'na 65 km, yaklaşık 60 dakika, Side otellerinin hepsi otoparklardan on dakika içinde. Yol boyunca D400 düz bir hat çizer, Aksu ile Serik geçilir ve yarımadaya inilir. Tek pürüz bavullar; siz gezerken valizler araçta kalır, önünüzde bir de otele giriş vardır. Bu yüzden çoğu kişi önce bavulunu bırakır, taşın serinlediği ve sokakların biraz boşaldığı akşamüstü geri döner.
Side Antik Kenti gezisi
Ziyarete dışarıdan dayatılmış bir sıra yok; insanların yarısını kaçırmasının nedeni de bu. Otoparklardan girerken önce tiyatro ile kemerli kapıyla karşılaşıyorsunuz, sonra cadde sizi masaların arasında duran sütun kütükleriyle dükkân vitrinlerinin arasından geçiriyor, tapınak ise küçük limanı geçtikten sonra on dakika ötede, karanın en uç noktasında bekliyor. Bu hattın dışında, kuzey kıyısındaki sokaklar yarı boş ve ana caddeden daha fazla ayakta duvar taşıyor. Zemin cilalanmış mermer, yamalı beton ve yüksek kaldırım taşı; uçta ise gevşek çakıla ve üstünden geçilen alçak duvarlara dönüşüyor.
Tapınağa gidip dönmek bir saat; yürüyüşün gerçekte dönüştüğü süre ise üç saat, çünkü burası kalıntıyı akşam yemeğinden ayırmayan bir yarımada. Günün iyi yarısı ikincisi: Mermer öğleden sonranın sonuna kadar sıcak ve gözü alıyor, uç nokta gün batımına doğru doluyor ve hemen ardından boşalıyor, karanlık çökünce de sokaklar aydınlatılmış oluyor, sütunlar değil. Diğer dürüst yanıt sabah: Daha boş, tiyatro duvarının fotoğrafına daha iyi davranan ve kepenkler hâlâ inikken kalıntıların kendi başına durduğu saatler.
Yoğun mevsimde eski mahalleye araç girişi kısıtlanıyor ve bu, günü gününe değil rezervasyondan önce netleştirmeye değen tek konu; çünkü aracın nerede durabildiği, elinizde ne varsa onunla ne kadar yürüyeceğinizi belirliyor. Bırakmanın yarımadanın boyun kısmında olacağını varsayın ve alınmayı ayrı bir düzenleme gibi ele alın: Buraya bir saat için kimse gelmiyor, bir kasabanın kıyısında dört saat tutulan sürücü de yerinde durmak için para almış oluyor. Dönüş için sokak değil sabit bir yapı adı verin, çünkü hava karardıktan sonra sokaklar birbirinden farklı görünmeyi bırakıyor.
- Bir saatiniz varsa doğruca uca, tapınağa gidin; tiyatroyu dönüşte toplayın, tersini yapmayın.
- Mahallenin boşaldığı yer kuzey kıyısındaki sokaklar ve ortadaki kalabalık caddeye göre orada daha fazla taş ayakta kalmış.
- Kıyı kalıntılardan birkaç adım ötede; yüzmeye niyetliyseniz sokaklardan tuz ve kumla geri yürüyeceksiniz, yalnızca tapınağa göre giyinmeden önce bunu bilin.
- Uçtaki gün batımı günün en yoğun on dakikası: Ya en dış kenarında durun ya da yirmi dakika sonra dönün; gökyüzü aynı, insan daha az.



