Antalya Havalimanı'ndan Alanya Kızıl Kule transfer
Kızıl Kule, Alanya'nın liman önünde duran sekiz köşeli tuğla burçtur; 1220'lerde Alaeddin Keykubad I zamanında, kale kayasının dibindeki demirleme yerini ve tersaneyi korumak için yükseltilmiştir. Taş bir kaide üzerinde beş kat kırmızı tuğla durur; ortada açık bir kuyu ve dibinde bir sarnıç vardır, merdivenler duvarların içinden tekneleri tepeden gören çatı terasına çıkar. Katlar bir etnografya sergisine ayrılmıştır. Bu kıyıdaki her şeyin içinde, ziyaretin bizzat tırmanış olduğu yapı burasıdır.
Havalimanından 128 kilometre, yaklaşık 105 dakika ve tamamı D400 üzerinde: Serik'in ötesindeki ova, Side ve Manavgat sapakları, sonra Okurcalar, Avsallar ve Konaklı'dan geçen uzun kıyı bölümü; yol boyunca dağlar giderek yakınlaşır. Bu gezinin üstteki kaleden ayrıldığı yer son kilometredir — kule deniz seviyesindedir, yani kayaya çıkan virajları almak yerine liman önüne dolanırsınız. Temmuz ve ağustosta yavaşlayan kısım Manavgat'ın doğusundaki otel şeridi, ardından da kasabanın kendi liman trafiğidir.
Alanya Kızıl Kule gezisi
Kapıda bileti alır, sonra yukarı çıkarsınız. Merdivenler duvarların içinden gider; tuğla ve taş, dik ve düzensiz, ışık mazgallardan ve sarnıcın bulunduğu ortadaki açık kuyudan gelir; bazı kollarda adı anılacak bir tırabzan yoktur. Tepede bir teras vardır: hemen altınızda liman, üstünüzde kale kayası, burnun öbür tarafında Kleopatra plajı ve kasabanın arkasında Toroslar. Katlardaki sergiyle birlikte ziyaretin tamamı yarım saat ile kırk beş dakika arasındadır.
Tuğla ısıyı tutar; yazın ikindi ortasında kulenin içi dışarıdaki rıhtımdan daha sıcaktır, bu yüzden açılıştan sonraki ilk saatler ya da kapanıştan önceki son saatler tercih edilmeye değer. Teras küçüktür: tek bir otobüs grubu onu doldurur, korkulukta sıranızı beklersiniz. Sabah ışığı kale kayasına ve üstündeki surlara vurur; çoğu kişinin peşinde olduğu fotoğraf da odur. Dik taş basamakları çıkamayacak biri biletten çok az şey alır — ve o durumda sahil boyunca yüz metre ötedeki tersane, aynı ziyaretin daha iyi yarısıdır ve hiç tırmanış istemez.
Kule ile tersane birlikte liman önünde yaklaşık iki saat eder; bu, bekleyen bir araç demektir ve havalimanı tarafından 128 kilometre yol geldiyseniz rezerve edilecek düzen de budur. Tepedeki kaleyi eklerseniz yarım gün olur; ona da belirli bir saate sabitlenmiş bir alış daha iyi yakışır. Çoğu kişinin en kolay bulduğu sıra şudur: taş henüz serinken önce kule, ardından tersaneye sahil yürüyüşü, sonra rıhtımda yemek; ayrı bir sürüş olan kale ise ya ikisinden önce ya da ikisinden sonra.
- Ziyaret tırmanışın kendisidir: duvar içinde dik ve düzensiz taş basamaklar, yer yer tutunacak pek bir şey yok.
- Çatı terasında bir anda ancak birkaç kişi durur; sizden önce gelen bir otobüs grubu on dakika bekleme demektir.
- Günün erken ya da geç saatinde yapın: tuğla ikindi sıcağını depolar ve iç, rıhtımdan daha sıcak olur.
- Selçuklu tersanesi kale kayasının dibinde, sahil boyunca yüz metre ötededir ve hiç tırmanış istemez; bu da onu ziyaretin doğal ikinci yarısı yapar.



