Antalya Havalimanı'ndan Sapadere Kanyonu transfer
Sapadere Kanyonu, Alanya'nın iç kesiminde, Toroslar'da dar bir kanyon: Yaklaşık 750 metrelik ahşap yürüyüş yolu, birbirine sadece birkaç metre uzaklıktaki kaya duvarlarının arasından, buz gibi havuzların üzerinden geçerek sondaki şelaleye kadar gidiyor. Yürüyüşün kendisi kolay ve neredeyse düz; asıl etkiyi kanyonun karanlığı, sesi ve sahile göre çok daha serin havası yaratıyor. Zor olan kısım ulaşım: Köylerden geçen uzun bir dağ yolu. Kanyona tek bir yol çıkıyor; sizi yukarı çıkaran araç, sizi aşağı indirecek araç oluyor.
Sapadere, Alanya'nın kanyonu; başkasının değil. Mahmutlar ve Kargıcak'tan yaklaşık elli dakika, Alanya ile Kestel'den bir saat on beş dakika, Konaklı ve Türkler'den bir buçuk saat, Avsallar ile Okurcalar'dan iki saate yakın: Yakın uçtan yarım gün, uzak uçtan tam gün. Side'den tek yön iki buçuk saat sürüyor; üstelik Köprülü Kanyon aynı ahşap yolu ve aynı buz gibi suyu yarı mesafede sunuyor. Belek ya da Kemer için bu gezi hiç gündeme gelmiyor. Yukarıda birleştirilecek başka bir durak da yok. Tur otobüsünde kalkış saatini otobüs belirliyor; kendi aracınızda siz.
Terminalden 170 km ve yaklaşık 140 dakika; son bölüm dağ yolu. Bunu varış gününde denemeyin: Burası ilin öbür ucu, son yarım saat hangi araçla olursa olsun yavaş ve kanyona günün en sıcak saatinde, bavullar hâlâ araçtayken varırsınız. Burası Alanya'daki bir otelden erken çıkılan tam günlük bir gezi.
Sapadere Kanyonu gezisi
Kanyonun içi, ona ulaşan yoldan kısa. Sonundaki şelaleye kadar yürüyüp geri dönmek normal adımla kırk beş dakika, havuzlara giren ya da dar kısmı fotoğraflamak için duran biri varsa bir buçuk saat sürüyor. Buna karşılık Alanya'nın hangi ucundan çıktığınıza göre araçta iki ile üç saat var. Sapadere gününün dürüst tarifi bu hesap: Ayakla alınan mesafe küçük, gün ise yine de tam bir gün. Bu yüzden buradan memnun dönenler, erken çıkan ve öğleden sonradan başka hiçbir şey beklemeyenler oluyor.
Yürüyüş yolu kayaya cıvatalanmış, yani bastığınız şey patika değil, aralarda metal basamaklar bulunan tahta bir zemin. Adını anmaya değer bir eğim yok ama kısa iniş ve çıkışlar bol, tahtalar da serpintinin ulaştığı yerlerde ıslak kalıyor. Gelmenin sebebi orta bölüm: Duvarlar birkaç metreye kadar yaklaşıyor, ışık çekiliyor ve boşluğu suyun sesi dolduruyor; herkesin yavaşladığı ve elini korkuluğa attığı yer de orası. Sonda, arkasında şelalesi olan bir havuz var; çoğu insanın dizden ilerisine geçmeyeceği kadar soğuk.
Seçtiğiniz saati iki şey önemli kılıyor. Boğaz kıyıdan belirgin biçimde serin ve ağustosta buraya çıkmanın sebebi de büyük ölçüde bu; en iyi hâli ise güneşin içine girebilecek kadar yükseldiği saat, yani sabahın ilk ışığı değil, orta sabah. Otobüsler günün ortasında geliyor ve yer yer tek sıra hâline gelen bir yolda bunu anında hissediyorsunuz. Bu vadide onunla eşleşecek başka bir şey yok; araç da varıştan ayrılışa kadar girişte kalıyor: Burası ayırtılmış bir transfer değil, kiralanmış bir gün ve kıyıdan çıkmadan önce netleştirilecek şey de bu.
- Boğaz ağustosta bile soğuk havayı tutuyor; en derinde olduğunuz bölüm için üstünüze alacak bir şey götürün.
- Kanyonun içine ışık düştüğü ve yol henüz tek sıraya inmediği orta sabah saatinde yürümeye bakın.
- Suya girmek de plandaysa havlunun sizinle içeri girmesi gerekiyor, çünkü havuz, yürüyüş yolunun araca en uzak ucunda.
- Sapadere ikinci durak olarak kötü: Vadide başka hiçbir şey olmadığı için onu günün kendisi olarak planlayın, kıyıyı akşama bırakın.



