Antalya Havalimanı'ndan Alanya Tersanesi transfer
Tersane, Alanya'nın kale tepesinin eteğinde kayaya oyulmuş Selçuklu gemi yapım yeridir: yan yana suya açılan, bir kadırganın çekilip üstü örtülü kalabileceği derinlikte beş taş göz. Alaeddin Keykubad I için, onları koruyan Kızıl Kule'den iki yıl sonra yapılmıştır. İçeride tonozlar kayanın içine doğru uzanır, deniz kızaklara kadar çıkar; en uçta tophane durur. Türünün ayakta kalmış tek Selçuklu tersanesidir ve kuleden sahil boyunca yüz metre kadar ötededir.
Yol, olağan Alanya yoludur — havalimanından D400 ile 128 kilometre, yaklaşık 105 dakika — ve kimse bu yolu yalnız tersane için yapmaz; tersane kuleye, kaleye ya da kasabada geçirilen bir güne eklenir. Bilinmesi gereken şey yolun nasıl bittiğidir. Gözlere hiçbir araç yolu ulaşmaz. Araç liman önünde durur ve son birkaç yüz metre, kale kayasının dibinden geçen, bir yanı su bir yanı taş olan deniz seviyesindeki yürüyüş yoludur. Alanya'daki bütün diğer varışlarla arasındaki fark, işte o kısa yürüyüştür.
Alanya Tersanesi gezisi
Ziyaret yirmi ila otuz dakikadır ve bunun çoğu gözlerin içinde geçer. Önlerinden yürür, sonra içlerine girersiniz: tonozlar kayanın içine doğru uzar, kemerin altına girer girmez sıcaklık düşer, arkanızdaki ışık göz alır, önünüzdeki her şey gölge ve yeşil sudur. Zemin denize doğru eğimlidir, dalganın ulaştığı yerde ıslak ve kaygandır. Bir gözün ağzından dışarı baktığınızda limanı ve ucundaki kuleyi görürsünüz: ya oradan geldiniz ya da sırada o var.
Deniz seviyesinde ve büyük ölçüde taşın altında olduğu için, Alanya burnunda gün ortasında rahat edilen tek yer burasıdır: rıhtım çekilmez haldeyken gözler serin kalır. Rahat olmayan kısım gidiş dönüş yürüyüş yoludur; açıktır ve ağaçsızdır, bu yüzden sabah ya da ikindi sonu yine de bütün geziyi kolaylaştırır. Fırtınalı havada ya da kış dalgasında deniz gözlerin içine daha çok girer ve zeminin ıslak kısmı alışıldığından geniş olur. Ayrıca kuleden sessizdir: otobüs grupları çıkar, fotoğraf çeker ve yoluna devam eder.
Bu kısa bir duraktır ve öyle ayırtılmalıdır. Buradaki yirmi dakika, Kızıl Kule'deki kırk dakika ve aradaki yürüyüş toplamda bir saati biraz geçer; rezervasyonda kararlaştırılan ve liman önünde iki saat kadar bekleyen bir sürücü, rıhtımda bir masaya da vakit bırakır. Bunu bir güne çeviren şey tepedeki kaledir; kayaya çıkan ayrı bir sürüştür ve o zaman beklemek yerine sabit saatli bir alış daha mantıklı olur. İkisini birden yapmak yerine aralarında seçim yapıyorsanız: kule, tepesinde manzarası olan bir tırmanıştır; tersane ise düz zemin, serin taş ve ayağınızın dibindeki denizdir.
- Yirmi ila otuz dakika yeter ve tırmanılacak hiçbir şey yoktur; liman ziyaretinin düz yarısı burasıdır.
- Gözlerdeki zemin suya doğru eğimlidir ve denizin ulaştığı yerde kaygandır; çocukları açık uçtan uzak tutun.
- Yürüyüş yolunu erken ya da geç saatte kullanın: açık olan kısım odur, gözlerin içi ise burnun en serin yeridir.
- Kızıl Kule sahil boyunca yüz metre geridedir ve ikisi normalde aynı ziyarette, sıcağın izin verdiği sırayla görülür.



