Antalya Havalimanı'ndan Patara Plajı transfer
Patara, kum tepelerinin ardında on sekiz kilometrelik açık bir kumsaldır; kara tarafındaki ucunda aynı adı taşıyan Likya kentinin kalıntıları durur: tiyatro, sütunlu cadde ve Likya Birliği'nin meclis binası; Aziz Nikolaos'un burada doğduğu da anlatılır. Kumun üzerinde hiçbir yapı yok, çünkü plaj korunan bir kaplumbağa yuvalama alanıdır ve yuvalama döneminde geceleri ziyarete kapanır. Deniz batıya, gerçekten açık suya bakar; rüzgâr ve dalga olağandır ve kumsal, kumulların ardında yol seviyesinden görünmez. Pansiyonlar ören yerinin arkasındaki Gelemiş köyündedir.
Kalkan yaklaşık on beş kilometre, yirmi beş dakika; Kaş kırk kilometre kadar, kırk beş dakika. Her ikisinden de Patara tam gündür, çünkü kalıntılarla kumsal aynı kapıyı paylaşır ve kimse plaja gelip tiyatroyu atlamaz. Kemer tek yön iki buçuk saate yakın, Antalya üç saat kadar; yani güneş doğmadan çıkmak gerekir. Belek, Side ve Alanya'dan ise günübirlik hiç olmaz. Kaputaş, Kaş'a dönüş yolunun üzerindedir. Tur otobüsü size ahşap yolda bir saat verir; özel araçla ören yerini serinken gezip kumsalı sonraya bırakabilirsiniz.
Terminalden 241 km ve yaklaşık 190 dakika, yani üç saati biraz aşıyor; dolayısıyla inip doğruca gitmek Gelemiş ya da Kalkan'da kalacaklara uygundur. Sabah inişi ören yeri için günü yeterince bırakır; öğleden sonraki iniş ise sizi kapanışa yakın kapıya götürür ve yuvalama döneminde plaj mesai dışında ziyarete kapanır. Buraya akşamüstü varmak yanlış zamandır. Kalkan'da konaklayacaksanız önce pansiyona uğrayıp ören yerini ertesi sabaha bırakmak çoğu zaman daha rahat olur.
Patara Plajı gezisi
İsteyip istemediğinize bakmaksızın önce kent geliyor, çünkü yol kalıntıların arasında bitiyor ve kum onların ötesinde kalıyor. Alışılmış sıra şöyle: tiyatro, sütunlu cadde ve Likya Birliği'nin meclis binası, sonra tahıl ambarı ile kumul hattı, sonra da suya çıkan ahşap yol. Yani kimse denize girmeden iki saat geçiyor ve bütünü bir gezi değil bir gün. Taş için doğru vakit erken saat: on bire doğru duvarların arasındaki açık alanda hiç gölge kalmıyor, kesme mermer de sıcağı üzerinize geri veriyor.
Zemin kumullarda tümüyle değişiyor. Oraya kadar sıkışmış toprak, kesme taş ve ikisinin üzerine savrulmuş kum üzerinde yürüyorsunuz; ötesinde ahşap yol, öğleden sonra kimsenin çıplak ayakla geçmediği yumuşak kumul kumunu aşıyor. Karşı taraftaki plaj kocaman, düz ve batıya tamamen açık; bu yüzden içeriye ölü dalga giriyor ve su, Kemer tarafındaki bir koy kadar durgun olmuyor neredeyse hiç. Kum boyunca beş dakika yürüyün, hiçbir şey yok: ne yapı, ne gölge, ne rüzgârdan sığınak — iki yöne uzayan kumdan başka.
Burası bir yuvalama sahili ve bu her şeyi belirliyor: sezonda plaj geceleri ziyaretçiye kapalı, kumun üzerinde hiçbir şey kurulmuyor ve hiçbir yeri aydınlatılmıyor. Giriş, yıl içinde kayan alan saatlerine bağlı; araç ayırtılmadan önce bunu teyit etmeye değer, çünkü buradaki kapalı bir kapı üç saati aşan yolun boşa gitmesi demek. Araca gelince: kalıyor. Otopark kapının içinde, kumun yanında köy yok ve girişin önünden yolcu arayan kimse geçmiyor. Günün bir saati daha varsa Kaputaş ile Kalkan dönüş yolunun üzerinde.
- Önce kalıntıları gezip sonra denize girin, çünkü günün ortasında taş eziyet oluyor, deniz olmuyor.
- Ahşap yol üzerindeki kumul kumu öğleden sonra çıplak ayağa fazla sıcak; suya kadar ayağınızda bir şey kalsın.
- Araç ayırtılmadan önce alanın saatlerini teyit edin, çünkü kuma kapıdan giriliyor, başka hiçbir yoldan değil.
- Kalabalık ahşap yolun göründüğü mesafede kalıyor; iki yönden birine on dakika yürümek plajı size bırakıyor.



