Antalya Havalimanı'ndan Dim Mağarası transfer
Dim Mağarası, Alanya'nın arkasındaki tepelerde, Dim Çayı vadisinin üzerinde yer alıyor. Batıdaki arkeolojik mağaraların aksine burası tam donanımlı: Aydınlatılmış bir yürüyüş yolu yaklaşık 360 metre boyunca sarkıt ve dikitlerin arasından geçip en uçtaki küçük göle kadar gidiyor. İçerideki sıcaklık yıl boyu 18 derece civarında sabit kalıyor ve ağustos ayında asıl cazibe de bu. Aşağıdaki vadide ise soğuk çayın üzerine kurulmuş platformlarda lokantalar sıralanıyor. Burası zaten sahilin bu ucunda olanların mağarası: Alanya'dan vadiye kısa bir çıkış, Manavgat'ın batısındaki her yerden ise ciddi bir yol.
Alanya otelleri için bu, mahalle gezisi sayılır: Kestel ve Mahmutlar'dan çeyrek saat, şehir merkezinden ve Kargıcak'tan yirmi ila yirmi beş dakika, Konaklı'dan yarım saat, Türkler'den otuz beş dakika, Avsallar ile Okurcalar'dan kırk ila kırk beş dakika. Side'den tek yön bir saat on dakika, Çolaklı'dan bir buçuk saate yakın; yani yer altındaki serin bir saat tam güne dönüşüyor. Belek, Lara ve Kemer bu iş için fazla uzak. Günün kalanını genelde Alanya Kalesi ya da Dim Çayı kenarında öğle yemeği dolduruyor; tur otobüsü ikisini de sizin yerinize ayarlıyor, kendi aracınızla ise kaleyi sıcak kırıldıktan sonra gezebiliyorsunuz.
İnip doğrudan buraya gelmek 141 km ve yaklaşık 115 dakika demek: Alanya'ya kadar D400'ün tamamı, ardından şehri geçip Kestel'e, oradan da yamaçtan yukarı. Bu ancak oteliniz zaten Alanya'daysa anlamlı, o zaman bile mağara şehrin yirmi dakika ötesinde: Havalimanı yolunun sonuna eklenen bir durak daha, herkes yorgunken ve bavullar araçtayken. Vadi, tatilin ilk tam gününde çok daha keyifli.
Dim Mağarası gezisi
Yeraltında bu, yaklaşık bir saatlik bir gidiş geliş ve temponun tamamı size ait değil: Yürüme yolu yer yer daralıyor, önünüzdeki grup bir sonraki salon açılana kadar hızı belirliyor. Günün erken saatinde ya da öğleden sonranın ilerisinde uzun bölümleri size kalabiliyor; günün sıcak ortası ise bu kıyıdaki herkesin aynı anda aynı şeyi düşündüğü zaman ve ziyaretçileri hazırlıksız yakalayan tek şey de o kuyruk. Aşağıda vadi tabanı gezinin diğer yarısını oluşturuyor; yeraltındaki bir saatin genelde yarım güne dönüşmesinin sebebi bu.
İçeri giden yol beton ve metal basamaklarla aşağı iniyor, korkuluk var; yoğuşmadan dolayı baştan sona ıslak ve eğimin arttığı yerlerde kaygan. Girmek için indiğinizden, bacakların hatırladığı kısım çıkış oluyor; sonunda kucağa çıkmak isteyecek bir çocukla yola çıkmadan önce bunu düşünmekte fayda var. Hava, dışarıdaki vadiye kıyasla gerçekten soğuk. En uçtaki küçük havuz bir varış noktası değil, dönüş noktası: İnsanlar bakıyor, fotoğrafı çekiyor ve geri dönüyor. Dar alandan çekinen kimsenin endişelenmesine gerek yok; salonlar büyük, yol da başkalarının geçmesine yetecek genişlikte.
Günün mantıklı kurgusu önce mağara, sonra vadi: Soğuktan çıkıp havası hâlâ kıyıyı geride bırakan nehrin kenarına iniyor ve öğleden sonrayı yavaş geçiriyorsunuz. Ulaşımın buna izin vermesi gerekiyor, çünkü mağara bir saat, gün değil: Vadinin de planda olup olmadığını otoparkta karar vermek yerine rezervasyonda söyleyin; o yolda el kaldırıp durduracağınız bir şey geçmiyor. Alanya kalesi dönüş yolunda kalıyor ve ikindi ışığını öğle ışığından çok daha iyi taşıyor. Serin aylarda vadi bambaşka, çok daha sakin bir yer; günü onun üstüne kurmadan önce orada neyle karşılaşacağınızı sorun.
- Kapanan bir çanta açık olandan iyi: Yürüme yolu bir uçtan öbür uca damlıyor.
- Giriş yokuş aşağı, çıkış değil; ziyaretteki bütün fiziksel yük o tırmanışta.
- Basamak ve korkuluk bir eli boşta bırakıyor, o yüzden mümkün olduğunca az taşıyın, gerisini araçta bırakın.
- En uçtaki havuz yalnızca dönüş noktası; yorulan biri zorlamak yerine son geniş salonda bekleyebilir.



