Antalya Havalimanı'ndan Arykanda transfer
Arykanda, Finike'nin iç kesimindeki dağlarda, bir vadinin çok yukarısında, dik bir yamaca teraslar hâlinde kurulmuş bir Likya kentidir; Likya'nın en çarpıcı konumlu ören yeri diye anılması boşuna değildir. Burada hiçbir şey düzlükte durmaz. Hamam, agora, mezarlar, tiyatro ve stadyum yamaca birbirinin üstüne oyulmuş sekilere yerleşmiştir; önlerinde vadi aşağı düşer, arkalarında çıplak gri doruklar yükselir. Seviyeler arasında çam biter. Kenti görmek, onu teras teras tırmanmak demektir ve ziyaretle ilgili her şeyi belirleyen tek gerçek de budur. Alt seviyeden en üsttekine kadar aşılan kot farkı, bir ören yeri gezmekten çok kısa bir dağ yürüyüşünü andırır.
Antalya Havalimanı'na 160 km, yaklaşık 130 dakika; Arykanda bu kıyıdaki yerler arasında denizi tamamen geride bırakan tek adres. Finike'de rota kuzeye, Elmalı yoluna döner ve Arif vadisini çıkmaya başlar; uzun bir viraj dizisi boyunca yükselirken deniz her dönemeçte biraz daha geride kalır. Hava serinler, çamlar başlar ve manzara kıyıdan çok dağ olur. Ören yeri, Arif köyünün yukarısında bu yoldan levhayla ayrılır; otopark da vadi tabanının epey üstünde kalır. Bu yol Elmalı'ya doğru sürer; ören yerine varmak için ondan ayrılmak gerekir, yani sapağı kaçırmamak önemlidir.
Arykanda gezisi
Ayakta bir buçuk ila iki saat hesaplayın ve bunun neredeyse tamamı yokuş yukarıdır. Gidiş ve dönüş için ikişer saatten fazla süre ayırmak gerektiğinden, ören yeri büyük olmasa da gün dolu geçer; erken çıkış her şeye yer bırakır, öğleden sonra çıkışı bırakmaz. En yalın çözüm otoparkta bekleyen bir araçtır, çünkü ayrıldığınız noktaya tam olarak geri dönersiniz. İnişte Limyra ya da Finike, yeni bir dağ yolu eklemeden aynı programın içine rahatça girer. Sabah erken saatlerde hem serinlik hem ışık sizden yanadır. Öğleden sonra gelmek ise hem sıcağı hem de dönüş yolunu aynı saatlere yığar. Otoparkla ilk kalıntılar arasındaki mesafe kısadır, ama ondan sonrası baştan sona yukarıdır.
Tırmanış daha ilk basamakta başlar ve gerçekten hiç gevşemez. Hamam yapısı ile agora en alt seviyelerdedir ve en kolay yürünen yerlerdir; onların üstünde her terasa merdivenle ya da aşınmış bir patikayla çıkılır ve yükseldikçe sizinle boşluk arasında daha az şey kalır. Tiyatro ile stadyum tepeye yakındır; son bölümün ödülü de tiyatronun kendisidir, çünkü oturma sıraları önünde hiçbir şey olmadan doğrudan vadiye bakar. Çoğu kişi orada geri döner ve iniş, çıkıştan çok daha kısa sürer. Her seviyede nefes almak için durulacak biraz düzlük bulunur. Stadyumun uzun düzlüğü, bütün bu yamaçta gerçekten yatay olan tek yerdir.
Zemin gevşek taş ve kenarları yuvarlanmış basamaklardan oluşur; bu yüzden ayakkabı burada herhangi bir düz ören yerinden daha çok önem taşır. Yer yer çam gölgesi vardır — çoğu Likya kentinin sunamadığı bir şey — ama açık teraslarda gölge hiç yoktur ve yaz ortasında oralarda dolaşmak yorucudur. Sabah hem daha serindir hem de ışık vadinin içine düşer, dik tepeden inmez; ikisinden iyisi sabahtır. Beklenecek bir şey daha var: Sessizlik. Arykanda az ziyaret edilir ve koca bir yamaç kentini kendinize saklamak burada olağandır. Sabah çıkıp ikindiye kalmamak, burada işe yarayan tek plandır. Geç gelen, üst terasları günün en parlak saatinde bulur.
- Seviyeleri hamamdan başlayıp yukarı doğru sırayla gezin; atladığınız bir şey için yamaçta aşağı yukarı gidip gelmek en yorucu yöntemdir.
- Tepeye yakın tiyatro, tırmanışın asıl sebebidir; son teraslar için biraz güç saklayın.
- Aşınmış basamaklar ve gevşek taş yüzünden burası sandaletin değil, sağlam ayakkabının yeridir.
- Açık seviyelerde gölge parça parçadır; yaz ortasında erken bir alış saati bunu fazlasıyla karşılar.



