Antalya Havalimanı'ndan Konyaaltı Plajı transfer
Konyaaltı, Antalya'nın şehir plajı: Beydağları'nın altında kilometrelerce uzanan açık renkli çakıl. Batı ucunda dağlar doğrudan körfeze iniyor, doğu ucunu ise Kaleiçi'nin altındaki falezler kapatıyor. Çakıl, berrak su ve çantada kum olmaması demek; ama aynı zamanda deniz ayakkabısının işe yaraması ve havlu yerine matın tercih edilmesi demek. Kıyının arkasında kafeleri, duşları ve çocuk oyun alanları olan geniş bir sahil bandı, doğu ucunda ise akvaryum var. Burası yüzülecek bir yer olduğu kadar akşam geçirilecek bir yer de.
Kemer, Beldibi ya da Göynük'ten bakıldığında en yakın şehir plajı burası: körfezi dolanarak 25-35 km ve 30-40 dakika, üstelik gezi genelde plaj günü değil, içinde bir deniz molası olan şehir günü oluyor. Kaleiçi'nden on dakika kadar; Lara'dan şehri geçerek 15 km, 20-30 dakika — kum yerine berrak su ve dağ manzarası için. Belek'ten bir saat, Side'den bir saat on beş dakika hesaplayın; üstelik ancak Antalya gününün bir parçası olarak. Araçla güneşin Beydağları'nın ardına inişini bekleyebiliyorsunuz; otobüsle asla.
Havalimanından mesafe 22 km, süre yaklaşık 25 dakika; ama yol şehri boydan boya geçtiği için akşam altıda aynı mesafe iki katına çıkabiliyor. İlk durak olarak ancak Antalya'da kalacaksanız mantıklı: sahil bandının yanında valiz bırakacak yer yok ve bu kıyıdaki diğer bütün tatil yerleri ters yönde. Şehirde kalıyorsanız bile akşamüstü gelmek, çakılın kızdığı öğle saatinde gelmekten çok daha rahat. Önce otel, sonra plaj.
Konyaaltı Plajı gezisi
Bu, iki karakteri olan ve gerçek bir ortası bulunmayan bir plaj. Dağların altındaki batı ucu daha geniş ve daha sakin; insanlar yüzmek için oraya geliyor. Kaleiçi'nin kayalıklarının altındaki doğu ucu ise sahil parkının, kalabalığın ve geri kalan her şeyin olduğu yer. Ziyaretlerin çoğu güneşte geçen bir gün değil, yarım gün ya da bir akşam ve en iyi kısmı ışığın son iki saati: güneş Beydağları'nın arkasına inerken bütün kıyı o tarafa dönüyor. Yazın tam ortasında günün orta saatleri taşların değil şehrin malı oluyor.
Çakıl derecelenmiş: oturulan arka tarafta iri ve yuvarlak, suya doğru daha küçük ve hiçbir noktada ayağa rahat değil. İki üç metre açıkta dip, şehrin doğusundaki kum plajlardan daha sert iniyor; yani yüzmek neredeyse hemen başlıyor ve küçük çocukların Lara'da bulduğu o uzun sığ yürüyüş burada yok. Karşılığında ayağınızı içinden görebildiğiniz bir su alıyorsunuz. Arkadaki sahil parkı düz ve ağaçlandırılmış, o yüzden açık plajların tersine birkaç adım yukarıda gölge var: kıyının hiçbir yerinde değil, çimde ve ağaçların altında.
Şehrin içinde soru aracın bekleyip beklemeyeceği değil, sizinle nerede buluşacağı; çünkü sürücü her saatte gelebiliyor ve beş dakikayla yirmi beş dakika arasındaki fark yalnızca hangi uçta olduğunuz. Akvaryum doğu ucunda, Kaleiçi de onun üzerindeki kayalıkta; yani plaj, günün kendisi değil bir şehir gününün ortasındaki yüzme olabiliyor. Batı ucu size dağları ve en berrak suyu veriyor, yürüme mesafesinde başka pek bir şey vermiyor — aradığınız şey buysa sorun değil.
- Dip iki üç metre açıkta hızla iniyor; yani burası suya girip çıkmanın değil, yüzmenin plajı.
- Gölge aşağıdaki taşlarda değil yukarıdaki ağaçlı sahil parkında ve günün orta saatleri de orada geçiyor.
- Gün batımı buradan körfezin tam karşısına iniyor, o yüzden ziyaret ışığın son iki saatine göre kurulmalı.
- İki uç neredeyse iki ayrı plaj: batıda dağlar ve yüzme, doğuda akvaryum ve Kaleiçi.



