Antalya Havalimanı'ndan Letoon transfer
Letoon, Likya Birliği'nin ortak kutsal alanıydı: Ksanthos birliğin başkentiyse, Letoon da dinî merkeziydi. Tek bir terasın üzerinde üç tapınak yan yana durur; podyumları ve devrilmiş sütun tamburları tek bakışta kavranan bir sıra oluşturur, tiyatro da kısa bir yürüyüş mesafesindedir. Arazi alçak, taban suyu yüksektir: Kutsal alanın bir bölümü sürekli su altındadır, suyun içinde sazlar biter ve hava ısındığında buranın en gürültülü sakini açık ara kurbağalardır. Letoon ile Ksanthos, UNESCO Dünya Mirası listesine tek ve ortak bir kayıtla, yani ikisi birlikte alınmıştır.
Bu sayfadaki sayılar — Antalya Havalimanı'ndan 225 km, yaklaşık 180 dakika — Ksanthos'unkilerle aynıdır, çünkü yol açısından ikisi tek bir varış noktasıdır. Yalnızca Letoon için Antalya'dan yola çıkan neredeyse yoktur; buraya gelenler birkaç dakika ötedeki Ksanthos'tan iner. Asıl bilinmesi gereken son etaptır: Kumluova yönüne dönüldüğünde seralarla domates depolarının arasındaki dar yollara girersiniz, karşınıza traktörler ve kamyonetler çıkar, avlulardan köpekler fırlar ve levha diye bir şey neredeyse yoktur; burada haritadan çok yolu bilmek işe yarar. Sürücünün burayı daha önce bulmuş olması en büyük kolaylıktır.
Letoon gezisi
Küçük ve düz bir yerdir; neredeyse tamamı tek bir turda biter. Asıl mesele üç tapınak terasıdır: Göz hizasında, sıra hâlinde üç podyum; birbirine o kadar yakındır ki onları tek tek değil, birbirine karşı okursunuz ve düzenin böyle kurulmuş olmasının bütün anlamı da budur. Basamaklar, temeller ve devrilmiş tamburlar düştükleri yerde durur; üçünün yan yana nasıl oturduğunu görmek sandığınızdan az çaba ister. Burada hiçbir şey sizi tırmanmaya çağırmaz; kutsal alanın sokağı da evi de yoktur, dolayısıyla yürünecek yer azdır ve başladığınız noktadan iki dakikadan fazla uzaklaşmazsınız. Burası bir kent değil, bir tapınak alanıdır.
Yürüyüşünüzü suyun hâli belirler. Zeminin bir bölümünde yıl boyu su durur; bu yüzden gezinti, alanın içinden serbestçe değil, ahşap yol ve kenarlar boyunca yapılır, kış yağmurlarından sonra da su altında kalan yer üstte kalandan fazladır. İlkbahardan itibaren kurbağalar susmaz, sivrisinek de onlarla gelir; tek gölgeyi birkaç ağaç verir. Tiyatro tapınakların biraz yanında durur ve çoğu zaman orada yalnız kalırsınız. Tarlalar her yönden tel örgüye dayanır; buradaki sessizlik bu yüzden arkeolojik değil, tarımsal bir sessizliktir. Suyla taşın bir arada durması, yalnızca taşın kendisi değil, insanın buradan aklında taşıyıp gittiği asıl şeydir.
Kırk beş dakika gerçekçi bir ölçüdür; tiyatroya kadar yürüyüp biraz oturursanız bir saat. Sırf bunun için günün altı saatini araçta geçiren kimse yoktur, haklı olarak: Letoon ikilinin ikinci ve kısa olan yakasıdır. Tersinden bakınca bu, ikisini birden görmenin en iyi gerekçesidir — yola bir kez para verirsiniz, ikinci ören yeri güne bir gün değil bir saat ekler. Sürücü girişte bekler; bu kadar kısa bir durakta bunun tek bedeli, rezervasyon sırasında söylemeyi unutmamaktır. İkisinden hangisini önce göreceğiniz yol açısından fark etmez; değiştirdiği tek şey, günü sessiz olanda mı gürültülü olanda mı bitireceğinizdir.
- Alanın planını bütün hâlinde görmek istiyorsanız kurak aylarda gelin; sağanaklardan sonra epey bir bölümü su altındadır.
- İlkbaharla sonbahar arasında sinek kovucu çantada yerini hak eder; durgun su yalnızca kurbağa üretmez.
- Ahşap yoldan ve kuru kenarlardan ayrılmayın; yanı başındaki zemin göründüğünden daha yumuşak ve daha ıslaktır.
- İkisinin sessiz olanı burasıdır; Ksanthos kalabalıksa bu, burada ne bulacağınız hakkında hiçbir şey söylemez.



