Antalya Havalimanı'ndan Lara Plajı transfer
Lara Plajı, Antalya'nın kendi plajı: şehrin doğusunda, Aşağı Düden'in falezden doğrudan denize döküldüğü noktanın yanı başında uzanan gri-altın renkli uzun bir kum şeridi. Batı bölümü halka açık; arkasında park, yürüyüş yolları ve kafeler var, gün boyu belediye otobüsleri geliyor. Doğuya doğru kum, büyük temalı otellerin ve onların çevrili bölümlerinin önüne geçiyor. Kum yumuşak, suya giriş kolay; bu yüzden hafta sonları otel misafirlerinin yanında Antalyalılar da burada. Havalimanına bu kıyıdaki her plajdan daha yakın olan da burası.
Oteliniz Lara ya da Kundu'daysa burası zaten kapınızın önündeki kum. Araç gerektiren gezi şehirden başlıyor: Kaleiçi'nden ya da merkezden doğuya yaklaşık 20 dakika, Konyaaltı'ndan şehri baştan sona geçerek 15 km ve 20-30 dakika — çakıl yerine kum istediğiniz gün için. Kemer'den aynı değişim, yoğun saatlerin dışında yaklaşık 45 dakika. Belek, Side ya da Alanya'dan gelmenin anlamı yok; oralardaki kum daha ince. Araçla plaj ile Aşağı Düden'in üstündeki falez parkı tek gezi oluyor; kumdan yürümeye kalkarsanız iki ayrı gezi.
Terminalden on kilometre ve yaklaşık 20 dakika: bu kıyıda uzun bir aktarma beklemesine sığan tek plaj burası — inin, denize girin, sonraki uçuşa dönün. Otele girmeden önceki ilk durak olarak da en kolayı, çünkü Lara ve Kundu'daki her otel kuma dakikalar uzaklıkta. Şoför geliş salonunda isim tabelasıyla beklediği için plaj çantası doğrudan bagaja giriyor.
Lara Plajı gezisi
Aynı adı iki plaj paylaşıyor ve aracın işe yaradığı halka açık olan. O da batı ucunda, kayalıkların yakınında, parkın altında kalıyor; otel bölümleri oradan doğuya doğru kendi cepheleriyle sıralanıyor, yani günübirlik gelen onların batısında duruyor. Hafta sonları şehrin: aileler sabahın sonuna doğru geliyor, girişlere en yakın kum da öğlene kalmıyor. Alışılmış ziyaret iki üç saat — bir kez denize girmek, kayalıkların altında yürümek ve çıkmak — bu da doğudaki tam gün tatil plajlarından farklı bir alışkanlık.
Kum iri taneli, grimsi altın renginde, Side çevresindeki açık kumdan koyu ve sıcağı tutuyor: öğleden sonranın başında kuru kısmı yakarken ıslak şerit sıkı ve rahat yürünür kalıyor. Giriş ilk bölümde yumuşak, sonra basamak gibi iniyor; yani sığ bir başlangıç ve sonsuza kadar yürümeden gerçek bir derinlik alıyorsunuz. Plajın arkasındaki park düz, ağaçlandırılmış ve bebek arabasıyla geçilecek kadar rahat; gölge de orada, öğleden sonranın çoğu da fiilen orada geçiyor.
Plajın arkasındaki şehir düzenlemeyi kolaylaştırıyor: girişler sıradan sokaklara açılıyor, yani sürücü verilen saatte gelip çevrede tur atmadan sizi bulabiliyor. Kısa bir ziyarette araç kalabilir de; iki üç saat, aracı gönderip geri çağırmayı gerektirmiyor. Uzun bir yürüyüş planlamadan önce bilinmesi gereken şu: halka açık girişlerin doğusundaki kum, birbirini izleyen otel cephelerine dönüşüyor; yani yürüyebildiğiniz plaj, gördüğünüz plajdan kısa.
- Kuru kum koyu renkli ve sıcağı tutuyor; öğleden sonra ikide suya yürüyüş ıslak şeritten yapılıyor.
- Giriş bir süre sığ, sonra basamak gibi iniyor; derinlik buraya doğudaki tatil kumlarından daha erken geliyor.
- Gölge batı ucunun arkasındaki parkta ve orası bebek arabasıyla geçilecek kadar düz.
- Buradaki hafta sonu kalabalığı turistik değil yerel; yani kum en çok ikindi sonu ve akşamın başında doluyor.



