Antalya Havalimanı'ndan Kurşunlu Şelalesi transfer
Kurşunlu Şelalesi, Aksu yakınlarında bir tabiat parkının içinde küçük bir şelale; asıl çekiciliği suyun yüksekliği değil, çevresi. Dere bir havuza döküldükten sonra art arda gelen küçük havuzlardan aşağı iniyor, çam ve çınarların arasında ahşap yürüyüş yolları ve toprak patikalar dolanıyor. Yavaş adımlarla tam tur kırk beş dakika kadar sürüyor. Düden'in kalabalığının yanında burası çok daha sakin ve insanların tercih sebebi de genellikle bu. Giriş ana yoldan birkaç kilometre içeride ve çevresi tarla; sizi bırakan araç, sizi geri götürecek araç oluyor.
En kolay ulaşanlar Belek, Kadriye ve Boğazkent: Sapak havalimanı yolunun onların tarafında ve otel kapısından yaklaşık yarım saat sürüyor; yani Belek'in ulaşabildiği en yakın yeşil alan burası. Lara ve Kundu'dan da ters yönde aynı süre çıkıyor. Kemer'den bir saat, Side ve Çolaklı'dan elli dakika, Alanya'dan bir buçuk saat; bu mesafe tek başına bu park için fazla. Aynı güne genelde Perge ya da Aspendos ekleniyor. Kurşunlu'yu tam gün tur olarak satan otobüs yok, ki asıl mesele de bu: Plaj çekilmez olduğunda çıkıyor, çamlardan sıkıldığınızda dönüyorsunuz.
Havalimanından otele giderken gerçekten yol üstü sayılan tek yer burası: 24 km, yaklaşık 30 dakika ve sapak, her Belek ve Side transferinin zaten kullandığı yolun üzerinde. Şoför geliş salonunda isim tabelasıyla karşılıyor, bavullar bagajda kalıyor, ahşap yollarda bir saat geçiriyor ve öğleden sonra otelde oluyorsunuz. Akşam geç saatte inen bir uçakla geldiyseniz burayı başka bir güne bırakın.
Kurşunlu Şelalesi gezisi
Burası seyir terası değil, yürüyüş parkı; kalış süresini de bu belirliyor. Girişten sonra patika derenin yanı sıra aşağı iniyor ve herkesin görmeye geldiği şelale en sona kalıyor; o noktaya varmadan önce küçük havuzlar suyun kirece ne yaptığını çoktan göstermiş oluyor. Normal adımla halka kırk beş dakika ile bir saat sürüyor; küçük çocuklu bir aile ya da fotoğraf makinesi taşıyan biri bunun iki katını harcıyor, çünkü yol boyunca banklar var ve önlerinden hızla geçmek için bir sebep yok. Hafta sonu yukarıdaki çayırlara yerli aileler yayılıyor, hafta içi erken sabah ise neredeyse boş kalıyor.
Ayağınızın altı yolun büyük bölümünde sıkışmış toprak ve çam iğnesi; eğimin arttığı yerlerde ahşap basamak ve platform devralıyor ve o tahtalar, açık patika kuruduktan çok sonra bile ağaçların altında nemini koruyor. Suyun yakınında taş yeşilleniyor, kayganlaşıyor ve biraz dikkat istiyor. Yine de burada tırmanılacak hiçbir şey yok: Ne merdiven, ne kaya, ne çocuğu uzak tutacağınız bir uçurum kenarı. İçinde dede ile yürümeye yeni başlamış bir torun bulunan bir grup için Kurşunlu, havalimanına yakın bütün su duraklarından daha rahat. Bebek arabası ilk basamak dizisine kadar gidiyor, orada duruyor.
Halka başladığı yerde bittiği için bu, kıyıdaki en basit rezervasyon türü: Tek araç, girişte ve yürüyüş ne kadar sürerse o kadar. Süreyi dakikasına değil, gevşek verin — alışılmış cevap bir saat ve gerçekte kararı veren şey geri çıkıştaki tırmanış. Buraya eklenecek şey doğal değil Roma: Perge aynı yolun yirmi dakika ilerisinde, Aspendos daha doğuda; böylece yeşil bir saat, hiç geri dönmeden bir sabaha dönüşüyor. Sağanaktan sonra dere yükseliyor ve bulanıklaşıyor, o yüzden gün kesinleşmeden parkın hâlini sormaya değer.
- Dik bölümler ahşap basamak ve platform ve ağaçların altında nemli kalıyor; burada hava alan bir sandaletten çok, tutan bir taban işe yarıyor.
- Yalnızca yarım saatiniz varsa halkanın tamamını hızlı yürümeye çalışmak yerine ana şelaleye inip aynı yoldan geri çıkın.
- Bebek arabası ilk basamaklara kadar gidiyor, daha ileriye değil; bebekle kucakta taşımayı, yürümeye yeni başlamış bir çocukla iki katı süreyi hesaplayın.
- Burada tek ses kuşlar ve akan su; erken gelmenin gerekçesi de bu, çünkü sabahın ilerleyen saatinde otopark doluyor ve ilk kaybedilen şey sessizlik oluyor.



